Gezilecek Yerler


ÖLÜDENİZ-BELCEĞİZ
Bir akşamüstü denizle buluşmak...

Hissetmek masmavi gökyüzünü ellerinizin arasında...

Tatlı Akdeniz rüzgarlarıyla dansetmek ve kumsalda bırakmak ayak izlerinizi...

Ölüdeniz, “Cennetin Kapısı” Ölüdeniz, “Özgürlükler Plajı”...

Korunaklı durgun suyuyla Ölüdeniz ve hemen yanı başındaki Belceğiz Plajı, Akdeniz’in beyaz köpüklerini, çam ağaçlarının yeşiliyle buluşturuyor. Dünya turizminin gözdesi Ölüdeniz Kumburnu Milli Parkı ve Belceğiz Plajı, Fethiye ilçe merkezine 15 km uzaklıkta ve zengin florası, yamaç paraşütü için elverişli konumu ile bir “dünya mirası” olmayı hak eden Babadağı’nın eteklerinde yer alıyor. Belceğiz Plajı, denizden, kumdan ve güneşten yararlanırken bir yandan da her türlü su sporunu yapabileceğiniz olanaklar sunuyor...

Yine, plajdan kalkan günübirlik tekne turlarına katılarak, Ölüdeniz’in çevresindeki diğer güzellikleri keşfedebilir, mini bir mavi yolculukla, Akdeniz’in engin maviliklerinin, kıyılarda Toros’ların yeşiline nasıl dönüştüğüne tanıklık edebilirsiniz. Ölüdeniz Lagünü’nde, kışın su sıcaklığının 19° nin altına düşmemesi ve bölgedeki hava sıcaklığının gece ve gündüz ortalamasının 12°C dolayında olması, kış tatilinizi de Ölüdeniz’de geçirmeniz için tercih nedeniniz...

HİSARÖNÜ - OVACIK
Ölüdeniz’in muhteşem güzelliğine ulaşmak için yapacağınız yolculuk, size tatil için iki özel seçenek daha sunuyor. Ovacık ve Hisarönü köyleri...

Ölüdeniz’e 4 km uzaklıktaki Ovacık ve Hisarönü, sıcak yaz günlerinde çam ormanlarıyla kaplı Babadağ’ın tatlı esintisini hissederken, konaklayabileceğiniz, eğlenebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz iki şirin köy. Otelleri, restoranları, barları, eğlence, alışveriş merkezleri ve sıcak, konuksever insanları ile Ovacık ve Hisarönü, aynı zamanda Likya Yolunda trekking yapanların da tatillerinin başlangıç noktası. Ovacık, Hisarönü ve Ölüdeniz bölgesi toplam 20.000 yatak kapasitesine sahip. 1. Sınıf tatil köylerinden, küçük aile pansiyonu işletmeleri ve kampinglere kadar, aradığınız her standartta konaklama olanağı bulabilirsiniz Yaklaşık 10.000 tür bitkinin yer aldığı Akdeniz florasının en güzel örneklerini ve 49 endemik türü barındıran, 1.975 mt yüksekliğindeki Babadağ, aynı zamanda yamaç paraşütü sporu yapanların da dünyada en çok keyif aldıkları atlayış merkezi konumunda... Gökyüzünde bir kuş gibi süzülen paraşütlerin yolculukları, Belceğiz Plajının beyaz, yumuşak kumlarında son bulurken, yalnızca atlayış yapanlar değil, izleyenler için de gerçek bir serüvene dönüşüyor.

KAYA KÖYÜ
Kaya Köyü, antik Karmylassos’tan günümüze uzanan, farklı kültürlerin birbiri ile kaynaştığı, konup göçtüğü kesintisiz bir yaşamın mekanı olarak önem taşıyor. Yamaçların üzerinde birbirinin ışığını kesmeden yapılmış tipik Akdeniz mimarisi örneği taş evler, kiliseler, okullar, şapeller, iş atölyeleri, diğer yapılar ve birbirine açılan dar sokaklar adeta bir mimari laboratuvarı görünümünde… Türk-Yunan Hükümetleri arasında imzalanan Lozan Antlaşması gereği yapılan nüfus değişimi sonucunda, Kaya Köyünde yaşayan Rum halkı ile, Batı Trakya’da yaşayan Türk Halkı karşılıklı olarak yer değiştirmiş, ancak Türk göçmenlerin buradaki yaşam biçimini benimseyememeleri yüzünden köyde, bu günkü terkedilmişlik görünümü sergileyen süreç başlamıştır. Kaya Köyü, Anadolu kültürler mozayiğinin önemli bir örneği olarak korunuyor ve geçmişte hüzüne dönüşen çoşkuların, umut çiçekleri açması amacıyla çağdaş bir turizm anlayışı içinde yeniden değerlendiriliyor. Yakın bir gelecekte restorasyon ve planlama çalışmalarının tamamlanmasıyla, dünyaya örnek olacak bir dostluk, barış, bilim, kültür, sanat köyü idealinin gerçekleşmesi için kamu ve sivil girişimlerin çalışmaları sürdürülüyor. Kaya Köyü’nün kök boyası tekniğiyle elde edilmiş, özgün renklerle yapılan Kaya Halıları ünlüdür. Ayrıca; incir, nohut, kavun, nar gibi ürünleri çok özeldir. Konaklama tesisleri, lokantalar, şarap evleri ve Kaya Sanat Kampı hizmet vermekte…Çok yakınındaki Gemiler Koyu ve Afkule Manastırı da önemli çekim alanı olarak, Kaya’yı farklı kılmaktadır. Ayrıca sağlıklı yaşam olanağı sunan iklimi de farklı bir ayrıcalığıdır.
KELEBEKLER VADİSİ
Pieris Rapae, Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtysippus, ve diğerleri... Fethiye’nin en güzel koylarından birisi olan “Kelebekler Vadisi”, dik ve derin bir vadi tabanında on hektarlık bir düzlükte yer alır. Akdeniz’in deniz seviyesi kelebeklerinin bir arada görülebildiği bir açık hava müzesi görünümündeki vadide İlkbahardan başlayarak dokuz-on ay boyunca 30 tür gündüz ve 40 tür de gece kelebeğinin yaşam sürecini izlemek mümkün… Kelebekler Vadisine, Ölüdeniz’den kalkan servis teknesiyle, yarım saatlik bir yolculukla ulaşılabilindiği gibi, Faralya’dan zorlu bir yürüyüşle, ya da 1975 Mt. Yükseklikteki Baba Dağı’ndan parapante ile uçarak ulaşmak isteyenlerin düşleri de gerçek olabiliyor. Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz’den günü birlik tur yapan teknelerin de mola verdiği duraklardan birisi. Her sabah Belceğiz plajından yola çıkan teknelerle ulaşabileceğiniz vadide, kısa bir mola bile, size farklı bir cennette olduğunuzu anımsatmaya yetiyor. Son yıllarda trekking sporu için Likya Yolunda yürümeyi seçenlerin de rotasında bu güzellik var. 1995 yılında, birinci derece doğal sit alanı ilan edilen vadide, yapılaşmaya izin verilmediği için konaklama tesisi yok… Yanınızda götüreceğiniz çadırlarda, uyku tulumlarında, ya da çalı ve yapraklarla kaplı ahşap çardaklarda gecelemek, yeme – içme gereksiniminiz için de küçük kır lokantasından yararlanmak mümkün… Turkuvaz renkli minik koyunda yüzmenin keyfini çıkardıktan sonra, vadinin içinde zengin floralı bir ortamda yürüyüş yapanları bir de sürpriz bekliyor... Dik ve yüksek yarların sonunda ulaşılan iki küçük şelale, yürüyüşçülere zevkli bir duş olanağı sağlıyor. Gezginlerin betondan arındırılmış doğal ve güvenli bir ortamda tatil yapmaları için “Kelebekler Vadisi” ideal bir seçim.
SAKLIKENT
Saklıkent Kanyonu, Fethiye’ye 50 Km. uzaklıkta benzersiz bir doğa harikasıdır. 300 mt derinliğinde ve 18 Km. uzunluğundaki kanyon, binlerce yıl boyunca dağlardan gelen akarsuların, kayaları aşındırması sonucunda, bugünkü biçimini almıştır. Kışın, içerideki su seviyesinin yükselmesi nedeni ile, ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında kanyonun içine girmeleri mümkün olabiliyor. Eğer hobilerinizin arasında fotoğrafçılık da varsa, Saklıkent ve çevresinin bozulmamış doğallığından muhteşem görüntüler yakalayabilirsiniz. Saklıkent Kanyonunun bir rastlantıyla ortaya çıkartılışının öyküsü ilginç. Bölgede alabalık üretimi için girişimde bulunmak isteyen bir çobanın yaptığı çalışmalar sırasında zorunlu olarak inşa edilen bir servis köprüsü, gizli cennetin kapılarını tüm gezginlere açmış. Başlangıçta, yalnızca alabalık üretimi için kullanılması düşünülen kanyon, yoğun ilgi nedeni ile ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılayacak biçimde yeniden planlanmış. Kanyonun içinde ve dışında hızla akan suların üzerinde kurulu bulunan ahşap dinlenme platformlarında ziyaretçilere sunulan alabalık ve geleneksel börekler, tatil anılarını zenginleştiriyor ve tatil keyfini artırıyor... Saklıkent’e Fethiye’den dolmuşla ya da seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlarla gitmek mümkün. Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk sırasında otantik yaşamın sürüp gittiği küçük köy yerleşimlerinin arasından geçerken, tütün, pamuk, anason, susam, buğday tarlaları ve sebze seralarını görebiliyorsunuz. Kanyonun içine güvenli bir servis köprüsü ile giriliyor. Daha başlangıçta, bembeyaz köpükleri ile çağlayan kaynak suları ile karşılaşan gezginleri, gizli cennetin yemyeşil ortamı büyülüyor. Yazın sıcağından bunalanlar için bir sığınma yeri olan Saklıkent’te suların içinde yapılacak yaklaşık 3 Km. lik yürüyüş, herkes için ideal bir spor etkinliği...
GÖCEK
Göcek, Dalaman Havalimanına yalnızca 25 km uzaklıkta. Bölgedeki turizm merkezleri arasında havalimanına en yakın olanı... Bu özelliği ile, hafta sonu tatilleri için de ideal bir seçenek. Çeşitli standartlardaki konaklama tesisleri ve pansiyonlardan yıl boyunca yararlanmak mümkün. Göcek’in sıcak ve konuksever insanları Fethiye ve çevresini karadan ve denizden keşfetmek isteyenleri bekliyor. Fethiye’nin batısına doğru yol aldığınızda, ağaçların ardında denizi görürsünüz. Doğal bir yat limanı görünümündeki Göcek’te denizin kardeşliği, her dilden ve her ülkeden yat meraklılarını bir araya getiriyor. Komşu teknede paylaşılan bir fincan kahvenin, kurulan en sıcak dostlukların limanıdır Göcek. Fethiye Körfezindeki Göcek koylarında özgürlüğün mavi rengi, şair Orhan Veli’nin dizelerini anımsatır size... Yelken ol Kürek ol Dümen ol Balık ol Git gidebildiğin yere... Göcek ve çevresi antik dönemlerde Daidalos olarak adlandırılmış. Bu ismi mitolojide ilk uçan insan İkarus’un yaratıcısı mimar Daidalos’dan aldığına inanılıyor. Strabo’nun ve Heredot’un tarihlerinde Daidalos’un Likya’nın bir liman kenti olduğundan söz ediliyor. Ne yazık ki, antik dönemlerdeki depremler sonunda tamamen yıkılan bu kentten günümüze kalan pek bir şey yok... Fethiye – Muğla Karayolunun 25. Km sinde İnlice köyünün çıkışında görebileceğiniz tapınak tipli bir kaya mezarı, kentin ulaştığı sınırlar konusunda bir fikir veriyor. Fethiye Körfezinde, Göcek’in çevresinde sıralanan koylar ve adalar mavi yolculara zevkli bir doğa ve tarih yolculuğu sunuyor. Üzerinde geçmiş dönemlerin kalıntılarını taşıyan bu adalar ve koylar sanatçıların da ilham kaynağı... Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir balığın resmini çizdiği kayanın bulunduğu Taşyaka Koyu, Manastır Koyundaki Mısırlı Kraliçe Kleopatra’ya ithaf edilen batık hamam, Tersane Adasının yaz ve kış limanları, Kapı – Göbün Koyu, Sarsala, Boynuzbükü , Yassıca Adaları, Göcek Adası ve diğerleri, Fethiye Körfezinin görülmeye değer güzelliklerinden bazıları...
ADALAR-KOYLAR ŞÖVALYE ADASI ( Eski Meğri) 
Fethiye Limanının kuzeyinde yer alan ada, limana girişleri denetim altında tutabilecek konumu ile çok eski dönemlerden beri stratejik bir öneme sahiptir. 15. yüzyılda Rodos Şövalyeleri’nin adada yaptırdıkları kale ile kenti uzun süre denetimlerinde tuttukları bilinmektedir. Geç Roma döneminde de kullanıldığı buluntulardan anlaşılan adada bugün bu kalenin surlarının, evlerinin, eski sarnıçların ve çeşitli mozaiklerin kalıntıları görülebilir. Günümüzde bir sayfiye ve günübirlik konaklama alanı olarak kullanılan Şövalye adasında bir otel, iki apart otel, bir restoran, plajlar ve piknik alanları bulunmaktadır. Fethiye’ye 1,5 mil uzaklıktaki adaya yaz aylarında 10-19 saatleri arası düzenli deniz dolmuş seferleri yapılmaktadır. En sıcak yaz günlerinde bile Akdeniz melteminin serinlettiği Şövalye Adası Fethiye’nin vazgeçilmez yerlerinden birisidir.
KIZIL ADA 
Gün batımında, güneş vurduğunda taş ve toprağın rengi kızıla döner ve kıpkırmızı bir renk kaplar adayı. Kızıl ada ismini bu renk oluşumundan almıştır belki de, bilinmez.... Adanın güney ucunda deniz trafiğine yön veren bir deniz feneri ve bekçisinin evi dışında hiç bir yapı yoktur. Kuzey batısındaki irili ufaklı kayalıklar (Deliktaş Adaları) dalış ve balık meraklıları için çok elverişlidir. Kızıl Adanın dalgalara kapalı doğu kıyısında yüzmeye ve demirlemeye elverişli geniş kumsalı gerek mavi yolcuların gerek günlük tur teknelerinin uğradıkları bir koydur.
KATRANCI ADASI
İlçenin en önemli kamping alanlarından olan Katrancı koyunun tam karşısında bulunan ada adını buradan almıştır. Teknelerin yanaşmasına pek uygun olmayan ada çevresi daha çok balık tutkunları için vazgeçilmezdir.
GÖCEK ADASI
Yatçıların vazgeçilmez uğrak yeri olan şirin tatil beldemiz Göcek’in karşısında yer alan Göcek Adası çevresinde teknelerin yanaşabileceği bir çok koy bulunmaktadır. Çam ağaçları ile kaplı bu şirin ada; yüzmek ve demirlemek için sakin bir yer arayanlara pek çok seçenek sunmaktadır.
 
  Anasayfa | Foto Galeri | Aktiviteler | Gezilecek Yerler | Rezervasyon | İletişim Web Tasarım - Böcek Tasarım